Son yılların tavan yapan sektörlerinden birisi, yönetim danışmanlığının bir alt kolu olarak sayabileceğimiz, işletmelere ve çalışanlara yönelik eğitim sektörüdür.  

 

Öncelikle kalite ve benzeri belgelendirme çalışmalarına destek vermek amacıyla şirketler tarafından talep edilen eğitimler, zamanla belgelendirme dışında kalan konularda da yoğunlaşmıştır. Artık eğitim içerikleri satınalmadan ihracata, eğitim metodları ise sınıf ortamından evdeki bilgisayar başına kadar çeşitlilik kazanmıştır.     

Genellikle şirketlerin insan kaynakları departmanları tarafından düzenlenen eğitim planlaması, özellikle işletme bütçelerinde yerini aldıktan sonra, eğitim hizmetleri sunan kurumların sayısında hızlı bir artış gözlenmiştir. 

Eğitim planlamasının şirketlerde sadece insan kaynakları departmanlarının tekelinde olması, akla gelen her türlü konuda düzenlenen eğitimler ve sürekli yeni açılan eğitim kurumları , eğitim kalitesini ölçelebilecek kurumsal bir otorite ve akademik parametrelerin yokluğu, yıl sonlarında şirketlerin eğitim bütçelerini kullanmış olmak amacıyla eğitim taleplerini patlatmaları... 

Çok kısaca bir tanımlama ile, Türkiye’de manzara budur.  

Ancak bu yazıda ele almak istediğimiz konu Türkiye’deki işletmelere yönelik eğitimin genel durumu değildir.  Konumuz, işletmelerdeki eğitim gereksiniminin nasıl saptanması gerektiğidir. İşletmelere yönelik eğitimin Türkiye’deki durumundan kısaca bahsetmemizin nedeni ise, eğitim konusunda genel çerçeveden bağımsız olarak bir değerlendirme yapmanın eksik kalacağı düşüncesidir.

Bir işletmede eğitim gereksinimleri üç seviyede ele alınır: 

1. Organizasyon seviyesinde: Eğitime öncelikle ve en çok gereksinim duyan departmanlara yönelik eğitimler. 

2. Görev seviyesinde: Görev profilinin gerektirdiği yetkinlikleri sağlamaya yönelik eğitimler.  

3. Kişisel seviyede: Kişilerin eksik oldukları yetkinlikleri sağlamaya yönelik eğitimler.  

İşletmelerde eğitim gereksiniminin saptanması, bugün stratejik insan kaynakları yönetimine verilen, en önemli sorunlardan birisidir.  

Ancak konunun önemine rağmen, işletmelerde eğitim gereksiniminin saptanması ile ilgili olarak giderek kronikleşen hatalar yapılmaktadır. 

İşletmelerde eğitim konusunda en sık yapılan hata, işletme ile ilgili ve insan faktörü yoğun problemlerin sadece eğitim ile ve eğitim sonrası hemen çözüleceğine inanılarak, bu tür sorunlar karşısında tepkisel olarak eğitim planlamasına gidilmesidir.  

Eğitimin, bu tür insan faktörü yoğun problemlerin tek çözümü olarak görülmesi  kaynakların boş yere harcanması demektir.  

Eğitim gereksinimlerinin doğru olarak saptanması için öncelikle sorunların çözümünün eğitim ile gerçekleşip gerçekleşmiyeceği analizinin iyi yapılması gerekmektedir. İnsan faktörü yoğun olmasına rağmen çözümlerden birisinin ya da tek çözümün eğitim olamayacağı sorunlar her zaman mevcuttur. Soruna çözümlerden birisinin ya da tek çözümün eğitim olduğu sonucuna, ancak belli bir metodoloji ile varıldıktan sonra, bu sefer eğitim gereksinimleri (içeriği) ve ölçeği (kapsamı) doğru bir şekilde saptanmalıdır.   

Bu amaçla eğitim gereksinimlerinin saptanması, bir proje kapsamında ve proje yönetimi metodolojileri kullanılarak yapılmalıdır. Bu durumda organizasyonel yapı olarak, eğitimin planlanması sorumluluğu insan kaynakları departmanının değil, proje ekiplerinin olmaktadır. Ancak proje ekiplerinin içerisinde eğitim sorumlusunun yer alması da kaçınılmazdır. 

Proje yönetimi kapsamında eğitim planlamasının aşamaları aşağıdaki gibidir: 

1. Problemin değişik ölçüm araçları kullanılarak saptanması.  

2. Problemin literatür, kıyaslama vb. yöntemlere dayanarak tanımlanması. 

3. Şirket içi mevcut ve şirket dışı olası çözümlerin belirlenmesi (eğitim ile ilgili olan çözümler için). 

4. Çözümlerin uygulamaya geçirilmesi. 

5. Sonuçların periyodik olarak ölçülmesi.

Sonuç olarak şirketlerde eğitim gereksiniminin saptanması için öncelikle süreçler değerlendirilmeli (süreç yönetimi), proje disiplini ve ekipleri aracılığı ile sonuçlara varılmalıdır (proje yönetimi).  

Bütçeyi kullanmış olmak için ya da yöneticiler tarafından teşhis edildiği varsayılan bir probleme çözüm olması için sezgisel yöntemlerle eğitim talebinde bulunmak, eğitim arzının da aynı ölçüde kontrolsüz ve kalitesiz olarak büyümesine yol açacaktır.   

occonsbanner03